İçeriğe geç

Haldun Taner günün adamı neden yasaklandı ?

Haldun Taner’in “Günün Adamı” Neden Yasaklandı? Gerçeğin, Etik ve Gücün Çatışması

Bir filozofun gözünden bakıldığında, yasaklama eylemi yalnızca politik bir karar değil, aynı zamanda hakikatin dolaşımına yönelik etik bir müdahaledir. Haldun Taner’inGünün Adamı” adlı oyununun yasaklanması da bu anlamda bir tarihsel olay değil, bir ontolojik çatışmadır: gerçeğin görünür olmakla yasaklanmak arasındaki ince çizgide kaldığı bir an. Bu yazıda, yasağın yalnızca sanatsal değil, aynı zamanda felsefi bir fenomen olarak nasıl anlaşılabileceğini tartışacağız.

Etik Perspektif: Sanatın Sorumluluğu ve İktidarın Hassasiyeti

Etik, eylemin doğruluğu ya da yanlışlığı üzerine düşünmektir; sanatın etik alanı ise hakikati dile getirmenin cesaretinde yatar. Haldun Taner’in “Günün Adamı” oyunu, görünüşte bir komedidir; fakat bu komedinin içinde derin bir ahlaki eleştiri barınır. Taner, bireyin iktidar karşısında nasıl şekil değiştirdiğini, gücün insana nasıl bir maske giydirdiğini hicivle anlatır. Oyun, dönemin toplumsal yapısına ve politik atmosferine ayna tutar.

Ancak etik açıdan bir aynanın iki yönü vardır: Gerçeği gösterir, ama aynı zamanda bazı yüzleri rahatsız eder. Bu rahatsızlık, genellikle iktidar sahiplerinin görülmek istemediği yansımalardan doğar. “Günün Adamı”nın yasaklanması, sanatın etik gücünün politik sınırlarla karşılaşmasıdır. Haldun Taner, bireyin vicdanına seslenirken sistemin çıkarlarına dokunur; böylece estetik bir ifade, etik bir direnişe dönüşür.

Epistemolojik Perspektif: Bilgi, Gerçeklik ve Sansür

Epistemoloji, bilginin doğası ve sınırlarını sorgular. “Günün Adamı”nın yasaklanması da bir bilgi rejiminin kendi sınırlarını koruma refleksidir. Oyun, toplumsal bilgiyle politik bilginin çatıştığı bir noktada yer alır: halkın bildiği ile yönetenlerin bilinmesini istemediği arasındaki gerilimde. Taner, tiyatro sahnesini bir epistemik laboratuvar gibi kullanır; orada karakterler, bilgiyi üretir, saklar, manipüle eder.

Yasaklama, bu bilgi akışını kesmek için devreye girer. Çünkü sansür, epistemolojik düzeyde hakikatin denetimidir. “Ne kadarını bilebiliriz?” sorusu, “Ne kadarını bilmemize izin verilir?”e dönüşür. “Günün Adamı” tam da bu sorunun etrafında döner: Gerçek, kim için görünürdür? Bilgi, kim için tehlikelidir?

Bu yönüyle, Taner’in oyunu epistemik bir başkaldırıdır. Çünkü o, sahneyi yalnızca bir eğlence alanı değil, aynı zamanda bir bilgi meydanı olarak kurgular. Bu meydanda her kahkaha, bir sorgulama biçimidir. Yasak, tam da bu sorgulama sesini kısmak içindir.

Ontolojik Perspektif: “Günün Adamı” Olmak Ne Demektir?

Ontoloji, varlığın ne olduğu üzerine düşünür. “Günün Adamı” ifadesi ise tam anlamıyla ontolojik bir kavramdır: kimliğini günün koşullarına göre yeniden tanımlayan insanın varlık biçimi. Haldun Taner’in karakteri, kendi varlığını ilkeye değil, fırsata dayandırır. Bugün kim güçlü ise ona yaklaşır, bugün kim konuşuyorsa onun dilini benimser. Bu karakter, modern dünyanın ahlaki krizini temsil eder: Varlığın yerine görünüşün geçtiği, hakikatin yerine faydanın konduğu bir çağ.

Bu nedenle oyun, yasaklandığında yalnızca politik bir metin olarak değil, ontolojik bir tehdit olarak algılanmıştır. Çünkü “Günün Adamı”, maskelerin altındaki boşluğu gösterir; varlığın içinin ne kadar kolay biçim değiştirdiğini, ilkelerin ne kadar kırılgan olduğunu anlatır. Ontolojik olarak bu, sistemin kendi varlık biçimini sorgulamasına neden olur. Yasak, bu sorgulamayı susturma çabasıdır.

Sanat, Gerçeklik ve Yasak Arasında

Yasaklanan her sanat eseri, bir anlamda hakikatin ağırlığına dayanamadığımızın göstergesidir. Haldun Taner’in “Günün Adamı” oyunu da bize bu gerçeği hatırlatır: bazen bir cümle, bir karakter ya da bir kahkaha bile düzeni sarsabilir. Çünkü sanat, felsefi anlamda “olanı olduğu gibi değil, olabileceği gibi” gösterir. Ve bu olasılık, iktidar için her zaman tehlikelidir.

O halde şu sorularla düşünmeye devam edebiliriz: Gerçeği söylemek neden bu kadar tehlikelidir? Bir sanat eserini yasaklamak, hakikati yok etmek mi yoksa sadece ertelemek midir? Ve en önemlisi, “günün adamı” olmamak mümkün müdür?

Sonuç: Hakikat, Cesaret ve Zaman

Günün Adamı”, yalnızca bir tiyatro oyunu değil, zamanın ruhuna karşı yazılmış bir felsefi metindir. Yasaklanması, dönemin politik duyarlılıklarını değil, hakikatin rahatsız edici doğasını ortaya koyar. Etik açıdan bir vicdan çağrısı, epistemolojik olarak bir bilgi sorgulaması, ontolojik olarak ise bir varlık eleştirisidir.

Bugün hâlâ aynı sorular güncelliğini korur: Gerçekle yüzleşmeye cesaretimiz var mı? Yoksa hâlâ “günün adamı” olmayı mı seçiyoruz? Haldun Taner’in yasaklanan eseri, bu soruları susturmak için değil, tekrar tekrar duymamız için yazılmıştır. Ve belki de, her yasak, hakikatin bir sonraki yankısına zemin hazırlar.

Kaynaklar

  1. Taner, Haldun. Günün Adamı. İstanbul: Varlık Yayınları, 1953.
  2. Arendt, Hannah. Truth and Politics. The New Yorker, 1967.
  3. Foucault, Michel. Power/Knowledge. Pantheon Books, 1980.
  4. Nietzsche, Friedrich. Hakikat Üzerine ve Yalan Üzerine. Çev. Ahmet Cemal, 1999.
  5. Türk Dil Kurumu, “Yasak” ve “Ahlak” maddeleri. TDK Güncel Türkçe Sözlük.
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino.online