Reformas’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Kiracıya deprem konutu verilir mi” konusunu sizin için araştırdık.
Kiracıya deprem konutu verilir mi? Türkiye’de deprem gerçeği ve kiracıların görünmeyen hikâyesi
Ankara’da bir akşamüstü… Kızılay’da kalabalık her zamanki gibi hızlı, herkes bir yerlere yetişiyor. Ben de üniversiteden mezun olduktan sonra veriyle uğraşmaya başladığım ilk işimde, deprem sonrası konut politikalarıyla ilgili bir tabloya bakıyordum. O sırada aklımdan geçen şey şuydu: “Ev sahibi olmayan biri, yani kiracı, böyle bir felaketin neresinde duruyor?”
Çünkü mesele sadece bina değil. Mesele, o binanın içinde kimlerin yaşadığı.
Ve en çok sorulan sorulardan biri de şu: Kiracıya deprem konutu verilir mi?
Kiracıya deprem konutu verilir mi? Hukuki çerçevenin sade hali
Türkiye’de deprem sonrası konut dağıtımı denince ilk akla gelen kurumlar AFAD ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı oluyor. Özellikle 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası bu konu çok daha görünür hale geldi.
Genel kural şu: Deprem konutları, afetzede olan herkese değil, belirli kriterleri sağlayan kişilere veriliyor. Burada temel ayrım “mülk sahibi olup olmamak” değil, “afet nedeniyle barınma ihtiyacının resmi olarak tespit edilip edilmediği”.
Kiracılar için durum biraz daha hassas. Çünkü:
Kiracı, evin sahibi değil ama o evde fiilen yaşayan kişi
Hasar tespiti, sadece tapuya değil, ikamet ve kullanım durumuna da bakabiliyor
AFAD yardım sistemi “hane” bazlı çalışıyor
Yani özetle, Kiracıya deprem konutu verilir mi? sorusunun cevabı çoğu durumda evet ama koşullu bir evet.
Deprem sonrası sistem nasıl işliyor? Verinin anlattığı tablo
2023 depremlerinden sonra açıklanan resmi verilere baktığımda en çok dikkatimi çeken şey şu olmuştu: Yaklaşık 6 milyon kişinin doğrudan etkilendiği bölgelerde, barınma ihtiyacı sadece ev sahipleriyle sınırlı değildi. Kiracılar, öğrenci evleri, bekar çalışanlar, hatta şehir dışında çalışan ama deprem anında evinde bulunan kişiler…
AFAD’ın hasar tespit süreçlerinde konutlar genellikle şu şekilde sınıflandırılıyor:
Ağır hasarlı
Orta hasarlı
Az hasarlı
Hasarsız
Bu sınıflandırma yapıldıktan sonra hak sahipliği değerlendirmesi başlıyor. Burada kritik nokta şu: Evde yaşayan kişinin kim olduğu, resmi kayıtlarla doğrulanabiliyor mu?
Kiracıların görünmeyen tarafı
Ben Ankara’da üniversite okurken bir arkadaşım vardı, Hataylıydı. Deprem olduğunda ailesiyle aynı evde değildi; İstanbul’da kirada oturuyordu. İlk günlerde en çok zorlandığı şey, “ben şimdi nereye dahilim?” sorusuydu.
Çünkü sistemde iki farklı gerçek var:
Tapu sahibi olanlar
Fiilen o evde yaşayanlar
Kiracılar çoğu zaman ikinci grupta ama ilk sistemin gölgesinde kalıyor.
Kiracıya deprem konutu verilir mi? AFAD uygulamalarında gerçek durum
AFAD’ın uygulamalarına bakıldığında, deprem konutu tahsisi genellikle barınma ihtiyacı olan afetzedeler için geçici veya kalıcı çözüm olarak sunuluyor. Ancak burada kritik ayrım şu:
Kalıcı konut: Hak sahipliği sürecine bağlı
Geçici barınma: Afet sonrası acil ihtiyaç için
Kiracılar, eğer o adreste resmi olarak ikamet ediyorsa ve hasar gören yapı içinde yaşıyorsa, çoğu durumda geçici barınma desteğinden yararlanabiliyor.
Bu destekler arasında:
Konteyner kentler
Geçici kiralık destekleri
Misafirhane ve kamu tesisleri
Bazı durumlarda nakdi yardım
bulunuyor.
Ama kalıcı deprem konutu meselesi daha karmaşık. Çünkü burada mülkiyet, sigorta ve hak sahipliği devreye giriyor.
Deprem anında kiracı olmak: Sokakta başlayan belirsizlik
2023 sonrası Hatay, Kahramanmaraş ve Gaziantep’ten gelen haberlerde en çok dikkatimi çeken sahnelerden biri şuydu: Gece yarısı dışarı çıkan insanlar, kimliklerini bile almadan sokakta kalmıştı. Birçoğu kiracıydı.
Bir kiracı için deprem sonrası ilk 24 saat şöyle geçiyor:
Nerede kalacağını bilmiyor
Ev sahibine ulaşamıyor
Resmi süreçleri bilmiyor
AFAD başvurusunun nereye yapılacağını araştırıyor
Bu noktada “Kiracıya deprem konutu verilir mi?” sorusu teoriden çıkıp tamamen hayatta kalma meselesine dönüşüyor.
Veriyle bakınca: kiracılar ne kadar büyük bir grup?
Türkiye’de kira oranları özellikle büyük şehirlerde oldukça yüksek. TÜİK verilerine göre büyük şehirlerde hane halklarının yaklaşık üçte biri kiracı konumunda. İstanbul, Ankara ve İzmir’de bu oran daha da yükseliyor.
Bu şu anlama geliyor:
Depremden etkilenen her 10 haneden yaklaşık 3’ü kiracı olabilir.
Bu yüzden deprem politikalarında kiracıların göz ardı edilmesi, aslında milyonlarca insanın doğrudan etkilendiği bir boşluk yaratıyor.
Kiracıya deprem konutu verilir mi? Hukuki gri alanlar
İşin en karmaşık tarafı burada başlıyor. Çünkü mevzuat “kiracıya kesin verilir” ya da “kesin verilmez” demiyor.
Temel belirleyiciler:
İkamet kaydı (adresin doğruluğu)
Hasar gören yapıda fiilen yaşama
Afet anında orada bulunma
Başvuru sürecinin tamamlanması
Bu kriterler sağlandığında kiracı da destek sistemine dahil olabiliyor.
Ama kalıcı konut konusu genellikle hak sahipliği üzerinden yürüdüğü için, ev sahibi ile bağlantılı ilerliyor.
Bir kiracının gözünden deprem sonrası süreç
Bir defasında bir kamu veri seti üzerinde çalışırken, sahadan toplanmış notlara denk gelmiştim. Bir kiracı şöyle diyordu:
“Ev sahibini aradım, o da şehir dışındaydı. Ev yıkılmadı ama ağır hasarlı denildi. Ben ise çantamla kaldım.”
Bu cümle aslında sistemin en çıplak halini anlatıyor.
Kiracı:
Evin sahibi değil
Ama evin gerçek kullanıcısı
Ama sistemde çoğu zaman ikinci planda
İşte bu yüzden “Kiracıya deprem konutu verilir mi?” sorusu sadece hukuki değil, aynı zamanda sosyolojik bir soru.
Deprem konutları ve toplumsal adalet meselesi
Deprem sonrası konut politikaları sadece barınma değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesi.
Çünkü:
Ev sahipleri “hak sahibi” olarak görülür
Kiracılar ise “geçici kullanıcı” gibi algılanır
Oysa deprem anında ikisi de aynı riski yaşar
Türkiye’nin büyük deprem deneyimleri bize şunu gösterdi: Felaketler, mülkiyet ayrımı yapmıyor.
Devletin yaklaşımı nasıl evriliyor?
Son yıllarda yapılan düzenlemelerde, kiracıların da barınma desteğine erişimi daha görünür hale geldi. Özellikle:
Geçici barınma çözümlerinde
Kira yardım programlarında
Sosyal destek mekanizmalarında
kiracılar daha net şekilde tanımlanıyor.
Ama kalıcı konut üretimi hâlâ ağırlıklı olarak mülk sahipliği üzerinden ilerliyor.
Sonuç yerine: gerçek hayatın içinden bir cevap
Ankara’da sabah işe giderken metroda denk geldiğim bir konuşmayı hâlâ hatırlarım. İki kişi depremden bahsediyordu. Biri “evimiz gitti” dedi, diğeri “biz kiracıyız, ne olacak bilmiyoruz” dedi.
Aslında mesele tam burada düğümleniyor.
Kiracıya deprem konutu verilir mi?
Evet, bazı koşullarda veriliyor. Özellikle geçici barınma ve acil yardım mekanizmalarında kiracılar sistemin içinde. Ama kalıcı konut tarafında süreç daha çok hak sahipliği ve mülkiyet üzerinden ilerliyor.
Yani cevap siyah-beyaz değil. Türkiye’nin deprem gerçeği gibi, gri bir alan.
Ve o gri alanın içinde en çok bekleyenler, çoğu zaman kiracılar oluyor.