İçeriğe geç

Kusura bakmak ne demek ?

Bugünkü makalemizde “Kusura bakmak ne demek” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.

Kusura bakmak ne demek? Bir cümlenin arkasındaki büyük insanlık hâli

İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bazı kelimeler var, günlük hayatta o kadar çok kullanıyoruz ki anlamını düşünmeyi bırakıyoruz. “Kusura bakma” da bunlardan biri. Sabah fırında sıra beklerken, arkadaşla mesajlaşırken, trafikte biri önümüze kırdığında ya da yanlışlıkla birinin ayağına bastığımızda ağzımızdan hemen çıkıyor:

“Pardon ya, kusura bakma.”

Ama gerçekten hiç düşündük mü? Kusura bakmak ne demek? Sadece iki kelimelik bir özür mü, yoksa içinde biraz mahcubiyet, biraz samimiyet, biraz da “Ben de insanım, hata yapabilirim” mesajı mı taşıyor?

Ben bu kelimeyi özellikle arkadaş ortamlarında çok duyuyorum. Çünkü bizim ekipte herkes birbirine takılır, laf sokar, güler, bazen de ipin ucunu biraz kaçırır. Sonra mutlaka biri gelir:

“Ya tamam tamam, kusura bakma. Biraz fazla gittim.”

Der.

Tabii bu cümleden sonra genellikle beş saniye sessizlik olur. Ardından biri mutlaka dayanamaz:

“Sen mi özür diledin? Tarihe tanıklık ediyoruz arkadaşlar.”

Ve kahkahalar başlar.

İşte insan ilişkileri biraz böyle garip bir şey. Bir yandan hata yapıyoruz, bir yandan hatamızı kabul etmek istemiyoruz, bir yandan da gönül almak için küçücük bir cümleye sığınıyoruz.

Kusura bakmak ne demek? Kelimenin içindeki gizli anlam

“Kusur” kelimesi aslında eksik, hata veya yanlış anlamına gelir. “Kusura bakmak” ise karşı tarafın yaptığı bir hatayı görüp ona anlayış göstermek anlamında kullanılır. Yani biri size “kusura bakma” dediğinde aslında şunu söylemeye çalışır:

“Bir hata yaptım, farkındayım. Umarım bunu büyütmezsin.”

Burada ilginç olan şey şu: İnsan bazen kusura bakılmasını istemez ama kendi kusurlarına karşı oldukça anlayışlı davranır.

Mesela ben…

Telefonuma geç cevap veren bir arkadaşıma şöyle derim:

“Abi insan bir ‘müsait değilim’ yazardı.”

Sonra kendi telefonuma bakarım. Üç saat önce gelen mesaja cevap vermemişim.

İç ses:

“Harika. Başkasına kızdığın şeyi kendin yapmışsın.”

Benim beynim bazen küçük bir mahalle muhtarı gibi çalışıyor. Herkesin hatasını kaydediyor ama kendi dosyasını sürekli kapatıyor.

İnsan olmak biraz da böyle bir şey galiba. Kendimize karşı avukat, başkalarına karşı savcı olabiliyoruz.

Günlük hayatta kusura bakmak meselesi

Kusura bakmak ne demek sorusunun en güzel cevabı aslında günlük hayatın içinde saklı. Büyük olaylarda değil, küçük anlarda ortaya çıkıyor.

Örneğin İzmir’de vapura yetişmeye çalıştığınızı düşünün. Herkes hızlı hızlı yürüyor. Bir anda biri size çarpıyor.

İlk tepki:

“Dikkat etsene kardeşim!”

Sonra kişi dönüyor:

“Abi gerçekten kusura bakma, dalmışım.”

Bir anda bütün siniriniz düşüyor.

Çünkü çoğu zaman insan hataya değil, hatanın nasıl karşılandığına tepki veriyor.

Eğer biri size çarpıp hiçbir şey olmamış gibi yürürse sinirlenirsiniz. Ama dönüp samimi şekilde özür dilerse durum değişir.

Çünkü o iki kelime aslında şunu gösterir:

“Senin varlığını ve yaşadığın durumu önemsiyorum.”

Bu yüzden “kusura bakma” basit bir nezaket cümlesinden daha fazlasıdır.

Arkadaşlıkta kusura bakmak ve gurur savaşı

Arkadaşlık ilişkilerinde en zor şeylerden biri özür dilemektir. Çünkü bazen insanlar hatasını kabul etmeyi zayıflık sanıyor.

Oysa bence gerçek güç, “Evet, burada biraz yanlış yaptım” diyebilmektir.

Bizim arkadaş grubunda mesela tartışma çıktığında herkes kendini haklı görür.

Bir gün arkadaşım bana mesaj attı:

“Sen dün bana biraz sert konuştun.”

Ben de klasik ben refleksiyle:

“Yok ya, sert değildim.”

Sonra düşündüm.

“Acaba gerçekten değildim mi?”

Birkaç dakika sonra eski mesajlara baktım.

Sonuç?

Benim mesajlar resmen resmi açıklama metni gibi.

Kısa, soğuk ve hafif sinirli.

Arkadaşa yazıyorum:

“Tamam, kabul ediyorum. Biraz sert olmuşum. Kusura bakma.”

Cevap geliyor:

“Sonunda insan olduğuna dair bir kanıt.”

Bazı arkadaşlıkların temeli işte böyle atılıyor. Biraz dalga, biraz samimiyet, biraz da gerektiğinde geri adım atabilmek.

Kusura bakmak demek her şeyi kabul etmek değildir

Burada önemli bir nokta var. Kusura bakmak ne demek diye düşünürken bunu yanlış anlamamak gerekiyor.

Birinin kusura bakması, her yapılan davranışı kabul etmesi anlamına gelmez.

Bazen insanlar “kusura bakma” kelimesini yanlış kullanıyor. Sanki söyledikten sonra bütün sorumluluk bitiyor gibi davranıyorlar.

Örneğin sürekli geç kalan biri:

“Ya kusura bakma, yine geç kaldım.”

Der.

Ertesi hafta:

“Ya kusura bakma, yine geç kaldım.”

Bir sonraki hafta:

“Ya kusura bakma…”

Bir noktadan sonra insan düşünüyor:

“Bu kusura bakma değil, haftalık abonelik sistemi olmuş.”

Özür dilemek güzeldir ama asıl değerli olan davranışı değiştirmektir.

Gerçek samimiyet sadece kelimelerde değil, sonrasında yapılanlarda ortaya çıkar.

Kusura bakma demenin psikolojik tarafı

İnsan ilişkilerinde özür dilemek aslında büyük bir rahatlama sağlar. Çünkü hata yaptığımızda içimizde küçük bir huzursuzluk oluşur.

Ben bunu çok yaşıyorum.

Bazen birine yanlış bir şey söylerim. O an konuyu kapatırım ama gece yatağa girince beynim toplantıya başlar.

Saat 02.17.

Ben:

“Uyuyalım artık.”

Beynim:

“Hayır. Sabah söylediğin cümleyi tekrar değerlendireceğiz.”

Ben:

“Kimse hatırlamıyor bile.”

Beynim:

“Ben hatırlıyorum.”

Ve üç dakika sonra kendimi geçmiş konuşmaların analizini yaparken bulurum.

Böyle durumlarda gidip samimi bir şekilde “Kusura bakma, yanlış ifade ettim” demek insanı da rahatlatır.

Çünkü bazen özür dilemek sadece karşı taraf için değil, kendi iç huzurumuz için de önemlidir.

İzmir sokaklarından küçük bir kusura bakma hikâyesi

Geçenlerde bir kafede oturuyordum. Yan masadaki kişi yanlışlıkla benim masaya çarptı ve kahvem biraz döküldü.

İlk anda içimden:

“Harika, kahvem de gitti.”

diye geçirdim.

Sonra kişi hemen döndü:

“Çok özür dilerim, gerçekten kusura bakmayın.”

Öyle samimi söyledi ki kızmak mümkün olmadı.

Ben de:

“Yok ya, sorun değil. Kahvenin kaderinde böyle şeyler varmış.”

dedim.

Bunu söylerken kendimi çok komik sandım.

Karşı taraf gülmedi.

İç ses:

“Tamam, yine kendi esprine fazla güvendin.”

Ama olay tatlıya bağlandı.

Bazen hayat böyle küçük anlardan oluşuyor. İnsanlar birbirine biraz anlayış gösterdiğinde günlük hayat daha kolay oluyor.

Kusura bakmak ne demek? Asıl mesele gönül almak

Bence bu kelimenin en güzel tarafı şu: İçinde bir yumuşaklık var.

“Kusura bakma” dediğimiz zaman aslında karşımızdaki kişiye şunu söylüyoruz:

“Senin hislerini önemsiyorum.”

Bu yüzden aile içinde, arkadaşlıkta, iş hayatında veya günlük iletişimde bu küçük cümle büyük fark yaratabiliyor.

Ama tabii bunu otomatik bir alışkanlık hâline getirmemek gerekiyor.

Sırf ortam kurtulsun diye söylenen bir “kusura bakma” ile gerçekten içten gelen bir özür arasında büyük fark var.

Birinde sadece kelime vardır.

Diğerinde anlayış vardır.

Hayatta biraz daha fazla kusura bakabilmek

Belki de hepimizin biraz daha öğrenmesi gereken şeylerden biri bu: Karşımızdaki insanların kusurlarına biraz daha anlayışla yaklaşmak.

Çünkü hepimiz bazen dalıyoruz.

Bazen yanlış konuşuyoruz.

Bazen unutuyoruz.

Bazen de iyi niyetli olup kötü sonuç çıkarıyoruz.

Ben de dahil.

Her ne kadar arkadaş ortamında sürekli espri yapan, her şeyi şakaya vurmaya çalışan biri olsam da bazen kendi kafamın içinde gereğinden fazla düşünürüm.

Bir arkadaşımın yüz ifadesinden bile anlam çıkarmaya çalışırım.

“Acaba kızdı mı?”

“Acaba yanlış mı söyledim?”

“Acaba mesajdaki nokta soğuk mu durdu?”

Evet, bazen beynim küçük bir dedektif gibi çalışıyor.

Ama sonunda şunu öğreniyorum: İnsan ilişkileri kusursuz olmakla değil, kusurlar karşısında nasıl davrandığımızla güzel.

Çünkü kimse hatasız değil.

Mesele hiç hata yapmamak değil.

Mesele hata yaptığında dönüp:

“Ben burada yanlış yaptım, kusura bakma.”

diyebilmek.

Reformas ekibi olarak “Kusura bakmak ne demek” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!

Son söz: Küçük bir cümle, büyük bir etki

Kusura bakmak ne demek? Aslında sadece bir özür ifadesi değil; anlayış, saygı ve iletişim kurma biçimidir.

Bazen bir tartışmayı bitirir.

Bazen bir arkadaşlığı kurtarır.

Bazen de iki yabancı insan arasında küçük bir sıcaklık oluşturur.

Hayat zaten yeterince karmaşık. İnsanların birbirine biraz daha anlayışla yaklaşması işleri kolaylaştırıyor.

Belki de hepimizin cebinde taşıması gereken üç kelime var:

“Kusura bakma.”

Ama bunu gerçekten hissederek söylediğimizde…

İşte o zaman sadece bir cümle olmaktan çıkıyor.

Bir insanlık hareketine dönüşüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort vdcasino.online
https://guncelsaglikhaber.com https://dijitaldunyaniz.com.tr https://bluepromosyon.com.tr Sitemap